Lütfen Bekleyiniz...



BLOG


DOĞAL YÖNTEMLERLE BEBEK VE ÇOCUK BAKIMI

Bu eğitim bebeğinizin ve çocuğunuzun bakımında sizin için uygulanabilir bir klavuz olacaktır.

Anne babaların karşılaştığı karmaşık sorunlara kolaylıkla uygulanabilecek bilimsel çözümler sunan kitap, birçok ülkede yapılan bilimsel araştırmaların ışığında hazırlanmıştır. Bebeğinizi eve getirdiğiniz andan itibaren yaşayabileceğiniz zorluklar, bebek bezi bağlama, anne sütüyle besleme, uyku düzenini oluşturma, giydirme, hastalıklar gibi konularda uzmanlar tarafından hazırlananan bölümlerden, neler yapmanız gerektiğini öğrenebilirsiniz.

Konular:

İlk günler ve ilk haftalar
Bebeğinizle aranızda bağ kurmak
Yenidoğan bebeğinizin özellikleri
Küçük çocuklarda yaygın olarak karşılaşılan problemler Yeni annelerin yaşadığı genel problemler
Duygularınızla baş etmek
Temel bebek bakımı ve bebeğin beslenmesi
Bebeğinizin bezini değiştirmek
Bebeğinizi yıkamak
Bebeğinizin cilt bakımı
Bebeğiniz için kıyafet
Dışarı çıkıp gezmek için ne zaman uygun?
Neden anne sütü?
Emzirmenin esasları
Göğüs bakımı ve anne sütünün sağılması
Emziren annelerin karşılaştığı yaygın problemler
Yaygın emzirme problemleri
Biberonla besleme kararı
Biberon ile beslemenin esasları Ağlama, karşılık verme ve uyuma
Bebekler neden ağlar?
Bebeğinizi sakinleştirmek Kolikle baş etmek
Bebekler nasıl uyur?
Uyumayan bir bebeğin uyumasına yardımcı olmak
Bölük pörçük gecelerle baş etmek
Gelişim ve oyun
Bebeğinizin öğrenmesine yardımcı olmak
Hareket nasıl gelişir?
Sosyallik ve dil Diş çıkarma ve diş bakımı
Bebekler için sağlıklı beslenme
Uyku düzeninin değişmesi
Uyku eğitimi Büyüme ve oyun Oturma ve emekleme Ayakta durma ve sendeleyerek yürüme
El becerisi, başarma ve düşünme
Yürüme çağındaki çocuklar için sağlıklı beslenme
Tuvalet eğitimi için hazırlık
Tuvalet eğitimi problemleri ve özel durumlar
Ofke nöbetleriyle baş etmek

İlk adımlar
Genişleyen bir aile
Çocukların oyunlarına yardımcı olmak Konuşma zamanı Fiziksel ve zihinsel gelişim
Güzel davranışlara teşvik etmek
Sağlık ve güvenlik Aşı ve takviyeler
Bebeğiniz hastalandığında Yaygın problemler: soğuk algınlığı, öksürük ve solunum bozuklukları Gida alerjisi ve hassasiyeti
Sağlıklı bir ev Evde güvenlik
Dışarıda güvenlik Öğün planlaması ve yemek tarifleri Bebeklerin öğünlerini planlamak
Yürüme çağındakiler için öğün planı



Her kadının hayalidir annelik. Ama birçoğunun aklında ben doğurabilir miyim korkusu var. Son dönemlerde hükûmet özellikle normal doğumu teşvik etmek için çalışmalar sürdürüyor. Peki normal doğum korkusunu nasıl yenebiliriz?  Fizyoterapist ve doğum koçu Ferda Saraçoğlu ile normal doğumun püf noktalarını konuştuk.

 

4 ile 6 ay artasında başlayacak egzersizlerle anneyi doğuma hazır hale getiriyoruz. Hiç korkmadan anne adayı doğuma gidebilir. İşte her gün uygulanacak olan 15 madde ilebir annenin normal doğuma hazırlık aşamaları;

 

  • Sabah gebeler 8.30- 9gibi uyanır. 1 bardak ılık suyun içine 1 tatlı kaşığı limon sıkıp ve 1 tane tarçın kabuğu koyup 5 dakika bekletip bunu içerse vücuda iyi gelir. Bu karışım hem kan şekerini dengelemeye hem de yağ yakımınayardımcı olur.
  • 10 dk nefes egzersizi yapılır. Özel nefes teknikleri uygulanır.
  • 35 – 40 dk ısınma ve soğuma haraketleri ile birlikte pilates veya yoga yapılır.
  • Kahvaltı ise yeşillik, yumurta ve lor ağırlıklı yapılır daha sonra günlük yaşamına devam eder.
  • Öğlen 12’de ara öğün yenmelidir. Saat 1’de ise hafif bir yürüyüş yapılmalıdır.
  • Öğle yemeğinde ise sebze veya et yemeği yanında salata ile yenmelidir.
  • Gün içinde en az 2 litre su içilmelidir.
  • Günde maksimum 2 meyve yenilebilir. Meyve öğlen veya en geç 3’te yenilmelidir.
  • Gün içinde kitap okumak ve dans etmek bebekle anneye iyi gelir.
  • Akşam yemeği az tuzlu ve hafif olmalıdır
  • Yemekten sonra yürüyüş yapılması gerekir.
  • Gece yatmadan önce bir barda ılık su içilebilir.
  • Yatmadan önce tekrar 10 dakika nefes egzersizi yapılır. Özel nefes teknikleri uygulanır.
  • Anne karnındaki bebekle konuşmak çeşitli sanatsal etkinliklere, bazı bilimlere yatkınlığı arttırabilip ve düzenli uyku alışkanlığı kazandırılabilir. Gün içinde mutlaka bebeklerle iletişim önemlidir.
  • Sabah mide bulantıları oluyorsa baş uçlarında mutlaka kraker veya leblebi olmalıdır.

 

 



 

Gebelikte sık idrara çıkma gebeliğin en yaygın belirtilerindendir. 6 haftalıktan itibaren gebeliğin ilk 3 aylık dönemine kadar sık idrara çıkma devam eder. Sık idrara çıkma gebeliğin son 3 aylık döneminde de olur.Gebelikte sık sık idrara çıkmanın en temel nedeni yaşanan hormonal değişikliklerdir. Hormonal değişmeler böbreklere daha hızlı bir şekilde kan akışına neden olur. Bu da idrar torbasının daha sık dolmasına yol açar.Ayrıca vücuttaki kan miktarı da artar. Bu da çok fazla sıvı geçişine yol açarak idrar torbasının daha çabuk dolmasına sebep olur.Sık idrara çıkmanın bir diğer nedeni vücutta artan zehirli maddelerin atılması için böbreklerin daha hızlı çalışmaya başlamasıdır.Büyüyen rahim de idrar torbasına baskı yaparak sık idrara çıkmaya neden olur.

 

 

İdrar yolları hastalıklarının belirtileri

 

  • İdrar yaparken bazen bir iki damla yapma

 

  • Yanma hissi

 

  • Sancı

 

  • Alt karın bölgesinde ağrı

 

    Gebelik döneminde sık sık idrara çıkmanın yanında yukarıdaki belirtilerden bir veya birkaçı sizde görüldüğünde doktorunuza başvurmanızda fayda vardır.

 

Sık idrara çıkmayı azaltmak için ne yapılabilir?

Kahve, çay ve alkol gibi içeceklerden kaçınmak gerekir. Bu içecekler şiddetli idrar söktürücü bir etki yapabilmektedir. İdrar torbasının tamamen boşalmasını sağlamak gerekir. Bunun için de idrar yaparken öne doğru eğilmek idrar torbasının tamamen boşalmasına yardımcı olur.

Sık idrara çıkmamak için sıvı alımını azaltmak uygun değildir. Bu vücudun sıvı miktarını azaltarak sıvı yetersizliğine yol açar. Yine bol su ve diğer sağlıklı sıvılardan içmeye devam etmelidir. Fakat gece yatmadan önce alınan sıvılar azaltılabilir veya sıvı alımı kesilebilir. Bol sıvı alımı gün içinde yapılabilir.

 



 

 

Öncelikle radyasyon nedir?

Radyasyon doğal yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. İnsanlar ve dünya üzerinde yaşayan tüm canlılar uzaydan ve güneşten gelen ışınlar, yer kabuğunda bulunan maddelerden doğal olarak radyasyon alırlar. Bu doğal radyasyonun yanısıra tıp, bilim, teknoloji ve modern yaşamın elementleri de dünya üzerinde sürekli bir radyasyon bulunmasına neden olur.

 

 

  • Özellikle ilk üç ay bebeğin oluşum dönemi olduğundan radyasyona da en duyarlı olduğu dönemdir.

 

İlk 3 aya dikkat ettikten sonra şunu söyleyelim. Rahat edebilirsiniz. Çektirdiğiniz röntgenin bebeğinize zarar verme olasılığı yok denecek kadar azdır.

Kanser tedavisi gibi yüksek doz radyasyon uygulamasının bebeğe zarar verdiğinin bilinmesine karşın teşhis amaçlı kullanılan düşük dozların bebeğe zarar verme olasılığı pek yoktur.

 

 

Büyümekte olan bebeğin hücreleri hızlı bir şekilde çoğalmaktadır. Değişik doku ve organları oluşturmaktadır. Hızla bölünen hücreler erişkin bireylerin hücrelerine göre daha hassastır. Aynı hassaslık sigara ve alkol içinde geçerlidir.

 

Radyolojide dokuların maruz kaldıkları radyasyon miktarı “rad” denilen birim ile ölçülmektedir.

 

Yanı bu demek oluyor ki;

 

  • 5 rad ve altındaki dozlarda bebekte problem çıkma ihtimali yok denecek kadar azdır.
  • 15 rad üzerinde görülen radyasyonla birlikte ise sakatlık ihtimali önemli derecede artmaktadır.

 

Her radyolojik incelemede alınan ışın dozu farklıdır. Bebeğinizin aldığı doz sınırın üstüne çıkmamaktadır. Gebelikte yapılan ultrasonların ise radyasyon yaymadığından dolayı bebeğe hiç zararı bulunmamaktadır.

 



 

Gebeliğiniz süresince asla kilo verme amacıyla pilatese başlamayın. Beslenme düzeniniz bir sporcu gibi değil, anne adayı gibi olmalı

 

Kilo verme amaçlı olmayan ve birer gün ara verilerek düzenli tekrarlanan bir spor programı gebelikte bel ve sırt ağrılarının oluşmasını engelliyor, uyku problemlerini azaltıyor ve normal doğumun gerçekleşmesini kolaylaştırıyor.

 

Hamilelik egzersizlerinde pilatesin son yıllarda sıkça tercih edilmesini sağlayan etken, yüksek efor gerektirmemesine rağmen esneklik ve kas direncini artırmada etkisi gözlemlenen egzersiz kombinasyonları oldu. Doğru uygulandığı takdirde bu egzersizler yardımıyla anne adayları vücutlarında yorgunluk hissine neden olmadan, gebelik boyunca dinç ve esnekliğini koruyan bir kas yapısına, duruş bozukluklarına karşı direnen güçlü bir iskelet sistemine sahip olabilirler.

 

Gebelikte pilates egzersizine başlamadan önce mutlaka hazırladığınız programı doğum doktorunuzla gözden geçirin.

 

Ortalama 20-30 dakika egzersiz uygundur ve aşırı terleme, bitkinlik, nefes nefese kalma, çarpıntı olmayacak şekilde ayarlanmalıdır. Egzersiz süresince 5-10 dakikada bir kısa dinlenmeler ve nefes alarak rahatlamalar yapılmalılıdr. Her zaman egzersize başlamadan önce 5 dakika yavaş yavaş ısınma hareketleri yapılmalıdır ve egzersiz bırakılırken de yavaş yavaş bırakılmalıdır.

Pilatesin gebelik ve doğum konusunda faydaları:

– Her sporda olduğu gibi pilates yapanlarda da vücutta artan endorfin hormonu fiziksel ve psikolojik rahatlama sağlar, hamile bayanların kendilerini hem fiziksel olarak hem psikolojik olarak daha rahat ve güçlü hissetmelerini sağlar.

– Hamilelikte en sık rastladığımı şikayetlerden olan bel-sırt ağrılarını bu bölgeleri güçlendirerek azaltır.

– Hamilelerin karın kaslarını güçlendirir ve denge-konsantrasyon kontrolünü arttırır bu sayede anne adayı normal doğuma daha iyi konsantre olur, bebeğin doğumuna daha iyi yardımcı olur.

– Anne doğum sırasında gerekli soluma ve gevşemeleri daha güzel yapabilir.

– Doğumdan sonra vücudun ve karın bölgesinin normale dönmesini hızlandırır.

– Kol ve bacaklardaki ödem ve şişlikler azalır.

 

Gebeler ve egzersiz

Makale

http://www.perinataldergi.com/Files/Archive/tr-TR/Articles/PD-1997005361.pdf

 

Pretem eylem tanısı konmuş gebelerde solunum ve progressif egzersizlerin gebelik süresine etkisi

Bu araştırma, preterm eylem tanısı alan kadınlarda solunum ve progressif egzersizlerin gebelik süresine etkisini araştırmak amacı ile Kasım 2001 ile 10 Ocak 2003 tarihlerinde Aydın Doğumeviʼnden belirlenen gebelerle kendi evlerinde yapılmıştır. Araştırma yarı deneysel, kesitsel ve ileriye dönük olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini Aydın Doğumeviʼndepreterm eylem tanı ve tedavisi alan gebelerin tümü oluştururken örneklemini, sınırlamalara uyan, gebelik haftası 28 35 arasında olan ve Kasım 2001 ile 10 Ocak 2003 tarihlerinde Aydın Doğumeviʼnde tedavi gören preterm eylem tanılı gebeler oluşturmuştur. Deney ve kontrol gruplarını eşleştirmede Herron tarafından geliştirilen preterm doğum risk faktörleri skor sistemi ve sosyo-demografik özellikleri içeren anket formu kullanılmıştır. Preterm doğum risk faktörleri anketinden 0-5 puan alan gebeler düşük, 6- 9 puan alan orta ve 10 ve üzeri puan alan yüksek risk grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmada deney grubuna Türk psikologlar Derneğiʼnin yayınladığı solunum ve progressif egzersizleri içeren kaseti dinletilerek gevşeme egzersizleri uygulatılmıştır. Gevşeme egzersizlerinin etkisini objektif değerlendirebilmek için gebelerin egzersiz öncesi ve sonrası vital bulguları alınarak karşılaştırılmıştır, ilave olarak gebelerden egzersiz sonrası gevşeme düzeylerini hiç gevşemedim, orta düzeyde gevşedim ve çok gevşedim seçeneklerinden birini belirlemeleri istenmiş ve bu değerler subjektif ölçüm olarak kabul edilmiştir. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ki-kare varyans, faktöriyel varyans, mannwhitney ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Analizler sonucunda araştırmaya katılan deney ve kontrol grubunda yer alan gebelerin sosyo-demografik özelliklerinde her iki grup arasında anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Gebelerin araştırmaya katıldıklarında gebelik haftası ortalamaları açısından her iki grup arasında önemli fark bulunmamıştır. Solunum ve progressif egzersizler uygulayan deney grubu gebelerin, doğum yaptığı gebelik haftası ortalaması 38,064, kontrol grubunun ise 37,419 olarak bulunmuştur. Deney grubunun doğum yapılan gebelik hafta ortalaması kontrol grubuna göre, bir hafta daha uzun olduğu belirlenmiştir. Buna karşın her iki grup arasında doğum gebelik haftası açısından anlamlı fark elde edilememiştir.Araştırmada deney grubunda yer alan gebelerde solunum ve progressif egzersizleri uygulama sonrası gevşeme sağlanmıştır. Gebelerin, solunum ve progressif egzersizleri uygulama öncesi ve sonrası vital bulgu değerlerinde azalma şeklinde anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Araştırma sonucunda araştırmacılara, gebelikte egzersizlere daha erken haftalarda başlama ve daha fazla sayıda gebe ile çalışmaları önerilebilir. Prenatal bakımda çalışan ebe ve hemşireler için preterm eylem durumlarında uygulanan hemşirelik bakımı kapsamına rutin olarak gevşeme egzersizlerini almaları ve ebe- hemşirelerin müfredat programlarında gevşeme tedavisinin yer alması önerilebilir.

 

 

Gebelerin Gebelik Süreci ile İlgili Bilgi ve Davranışları

https://www.researchgate.net/profile/Sahin_Sevil/publication/237592933_Gebelerin_Gebelik_Sureci_ile_Ilgili_Bilgi_ve_Davranislari/links/0deec52e6ad22e49f5000000.pdf

Sağlıklı yeni nesiller, sağlıklı gebelik ve doğum süreci geçirmekle yetiştirilir. Sağlıklı bir

gebelik geçirebilmek için de doğum öncesi bakım önemlidir. Doğum öncesi bakım (DÖB);

anne ve bebek ölümlerini en aza indirmek için, anne ve fetüsün tüm gebelik boyunca düzenli

aralıklarla gerekli muayene yapılarak ve önerilerde bulunarak, bir sağlık personeli

tarafından izlenmesidir. Tanımlayıcı olarak planlanan bu çalışma, Sakarya Kadın Doğum

ve Çocuk Hastanesi Başhekimliği’nden yazılı izin alındıktan sonra 6 Şubat-21 Nisan 2006

tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırma örneklemini, araştırmanın yapıldığı tarihler

arasında Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi Doğum Servisine başvuran ve

çalışmaya katılmayı kabul eden 310 gebe oluşturdu. Araştırma verileri, araştırmacılar

tarafından geliştirilen anket formuyla elde edildi. Hazırlanan anket formunun pilot

uygulaması 10 kişi üzerinde yapıldı. Veriler, bilgisayarda yüzdelik ve ki-kare olarak

değerlendirildi. Bu çalışma; gebelerin gebelik sürecindeki genel tutum ve davranışlarını,

bilgi aldıkları kaynakları, gebelik seyriyle ve komplikasyonlarıyla ilgili bilgi düzeylerini

belirlemek amacıyla yapıldı. Olguların %79,3’ü gebeliklerini planlanmış olduğunu,

%71,6’sı vitamin ilacı, %61,0’ı ise demir preparatı kullandığını, %76,8’i düzenli gebelik

kontrollerine gittiğini, %35,2’si kontrollerini özel hastanede yaptırdığını, %66,1’i ise

düzenli doktor kontrolüne gittiğini ifade etmişlerdir. Olguların %88,7’si gebelik boyunca

düzenli yürüyüş ve egzersiz yaptığını belirtmişlerdir. Gebeler, gebelikle ilgili bilgileri

%57,7 sağlık personelinden, %37,4 aile büyüklerinden, %27,7 ise arkadaşlarından

edinmişlerdir. Çalışmamızda gebelikle ilgili bilgi alan gebelerin çoğunun düzenli sağlık

kontrolüne gittikleri, beslenme ve uyku düzenlerine dikkat ettikleri, gebelik de kullanması

gereken ilaçları kullandıkları, egzersiz yaptıkları saptanmıştır. Bu kritik dönemi iyi

değerlendirmek adına birinci basamakta çalışan sağlık personeli başta olmak üzere bütün

sağlık personeline hizmet içi eğitim programları düzenlenmeli ve gebelere yönelik doğum

öncesi eğitim programları yaygınlaştırılmalıdır. Erken yaşlarda okullarda verilecek sağlık

eğitimiyle geleceğin annelerini daha bilinçli yetiştirmenin ve iyi birer model olarak

hazırlamanın önemi de göz ardı edilemez.

Hamilelikte egzersiz yaparken dikkat

 

Gebe bir kadın 3-4. aydan önce ve doktoru izin vermeden asla egzersize başlamamalıdır.

Egzersizde kullanılan hareketler özel seçilmiş hareketler olup,zorlayıcı ve yorucu olmaktan kesinlikle uzak kalmalıdır.

Unutulmaması gereken şey yapılan egzersiz olimpiyatlara hazırlanmak için değil hamilelik içindir.

 

Evde yapılabilicek hareketler

 

 



 

Adı Soyadı     :                                                              Tarih – Yer :

 

Aşağıdaki cümlelerin yanındaki boşluğa doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

1.   Yabancı cisimle hava yolu tıkanıklığı durumunda, öksürebilen ve konuşabilen bebek veya çocuğa,  Heimlich manevrası yapılmalıdır.
2.   Tüm yaş gruplarında kanama kontrolünde en etkin yöntem, kanamalı bölgeye temiz bir bezle veya gaz tamponla bastırmaktır.
3.   İlkyardım uygulamaları sırasında kesinlikle ilaç kullanılmaz.
4.   Kimyasal madde içerek zehirlenen çocuk hasta/yaralı hemen kusturulur.
5.   İlkyardımcı, bilinci kapalı bir çocuk veya bebek ile karşılaşması durumunda, tek başına ise öncelikle 112’yi aramalıdır.  
6.    Bayılan bir çocuk hastaya ilkyardım uygulaması olarak kolonya koklatılır.
7.   Karbon monoksit gazı soluyarak zehirlenen bir kişiye hemen yoğurt yedirilir.
8.    Ateşi yükselmesi durumunda havale geçirmesini önlemek için, çocuğun hızla buzlu suda yıkanması gereklidir.
9.   Tüm yaş gruplarında solunum “ bak- dinle- hisset” yöntemiyle kontrol edilir.
10.         Yumuşak doku ezilmelerinde ve burkulmalarda soğuk uygulama yapılmalıdır.
11.        Solunumun kontrol edilebilmesi için hava yolunun açılması gereklidir.  
12.         Yüksekten düşme, trafik kazası, suya çakılma vb. durumlarda omurga yaralanması riski nedeniyle kazazede hareket ettirilmemelidir.
13.        6 aylık bir bebeğe, kalp akciğer canlandırması uygulanırken, 2 kurtarıcı soluğa karşılık 30 kalp masajı yapılmalıdır.
14.         Suda boğulma durumunda öncelikle çocuğun akciğerlerine dolan suyun boşaltılması gereklidir.
15.         Basit yanıklarda ilk olarak yanık bölge bol suyla, 15-20 dakika yıkanır.

 



 

  1. Oturum (09.00–10.00)
  • Açılış / Tanışma
  • Beklentiler / Ön değerlendirme
  • Simulasyon egzersizi
  • Ev Kazaları ve İlkyardımın Temel İlkeleri

 

ARA  (10.00–10.15)

 

  1. Oturum (10.15—11.30)
  • Bebek ve Çocuklarda Temel Yaşam Desteği
  • Yabancı Cisimle Hava Yolu Tıkanıklıkları ve Heimlich Manevrası

 

ARA  (11.30–11.40)

 

III. Oturum (11.40–12.30)

  • Çocuklarda ve Bebeklerde Temel Yaşam Desteği- Uygulama
  • Çocuklarda ve Bebeklerde Heimlich Manevrası -Uygulama

 

ÖĞLEN ARASI (12.30–13.15)

 

  1. Oturum (13.15–14.20)
  • Isınma
  • Bilinci kapalı bebek ve çocuğun değerlendirilmesi
  • Bilinci açık bebek ve çocuğun değerlendirilmesi
  • Bebek ve Çocuklarda Bilinç Bozuklukları

 

ARA  (14.20–14.30)

 

  1. Oturum (14.30–15.20)
  • Kanama ve Yaralanmalar-Uygulama
  • Şok, Özel organ yaralanmaları (Göz, Kulak, Burun, Kafatası)

 

ARA  (15.20–15.30 )

 

  1. Oturum (15.30–16.10 )         
  • Vaka çalışması-Yanıklar
  • Vaka çalışması-Sıcak-Soğuk Acilleri
  • Vaka çalışması- Zehirlenme

 

ARA  (16.10–16.20 )

 

VII. Oturum (16.20–17.30)    

  • Vaka çalışması-Suda Boğulma
  • Vaka çalışması-Elektrik Çarpması
  • Vaka çalışması- Kırık /Çıkık/burkulma ve Omurga
  • Son değerlendirme
  • Eğitimin Değerlendirilmesi

 

 



Burun içi hava yolu yeni doğanda ve çocukta erişkine göre oldukça dardır. Bu yüzden burada oluşan herhangi bir problem, ciddi sıkıntılara yol açabilir. Burun solunumu (nazal solunum) özellikle ilk aylarda ağızdan solunum içgüdüsü bulunmayan bebekler için hayati önem taşır. Emmenin devamlılığı açısından, meme ağızdayken bebeğin nefes alış verişini burundan sağlaması gerekir. Burun tıkanıklığı, bebeğin emmesini de büyük ölçüde engeller. Burun aynı zamanda havanın nemlendirilmesi, ısıtılması, temizlenmesi, basıncının ve akış hızının düzenlenmesi, koku alma ve orta kulağın havalandırılması fonksiyonlarına da sahiptir. Burnun tıkalı olduğu tarafta, akciğer solunum kapasitesi de düşük olur.

Bebek ve çocuklarda burun tıkanıklığının en sık nedeni mevsimsel olarak sık rastlanan solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Bu enfeksiyonlar burun salgısı (mukus) artışına ve dolayısıyla da burun tıkanıklığına neden olur. Burun tıkanıklığının devamı halinde de şu sorunlarla karşılaşılabilir;

  • Bebeğiniz yeterince beslenemez, huzursuz, keyifsiz olur.
  • Beslenme sırasında fazla hava yutmaya bağlı gaz sancıları olabilir.
  • Orta kulak iltihabı ya da sinüzit gibi daha ciddi üst solunum yolu enfeksiyonlarına, akciğer kapasitesinde azalmaya bağlı alt solunum yolu enfeksiyonlarına yatkınlık oluşur.
  • Kronik burun tıkanıklığı durumunda uzun dönemde ağız ve diş yapısında bozulmalar olabilir.
  • Bebek rahat uyuyamaz, sık uyanır, bu durumun kronikleşmesi halinde büyüme gelişme de etkilenebilir
  • Sonuç olarak ebeveynlerin de uyku ve yaşam kalitesi bozulur.

Burun tıkanıklığı solunum yolu enfeksiyonu dışında da bir takım nedenlere bağlı olabilir bunlar:

  1. Doğumsal nedenler: En sık görülen neden burun arkası ile geniz arasının zar veya kemik doku ile kapalı olduğu koanal atrezidir, tek veya çift taraflı olabilir. Doğum esnasında veya sonradan gelişen burun duvarında deformasyon (şekil bozukluğu), deviasyon (eğrilik) ve hematom (kan birikmesi) tıkanıklığa sebep olabilir. Burun içindeki polipler, birtakım kist ve tümörler burun tıkanıklığının nadir nedenleridir.

2.Sonradan burun tıkanıklığı yapan nedenler: En sık nedenlerden biri geniz etidir. Günümüzde giderek artan sıklıkta görülen allerjik nedenler de burun tıkanıklığının sık sebeplerindendir. Diğer bir neden, koyu kıvamlı burun salgısı sonucu burun drenajının azalmasına ve burun içinde mukusun birikmesine bağlı burun içi örtüsünde kronik değişikliklerin ve enfeksiyonların gelişmesiyle seyreden sinüzittir ve antibiyotik tedavisi gerektirir. Burna kaçan yabancı cisimler de burun tıkanıklığının sebebi olabilir.

Bebeklerin rutin burun temizliği nasıl yapılmalı, burun tıkanıklığı nasıl giderilmeli?

Sağlıklı bir bebekte rutin temizlik gerekmez. Banyo sırasında burun içerisine giren su burun içindeki birikintilerin yumuşayarak atılmasını sağlar. Banyo sonrası bu kirler yumuşak bir kağıt mendil, tülbent veya burun aspiratörleri yardımıyla alınabilir.

Kış aylarında yanan kaloriferler veya klima kullanımı havanın kurumasına, nemin azalmasına ve bebeğin fizyolojik burun salgılarının burun içinde kuruyarak tıkanıklık gelişimine sebep olabilir. Bu durumda ortam neminin düzenlenmesi (ideali %30-50 arasıdır) burun tıkanıklığının gelişmesini engelleyebilir. Nem oranını yükseltmek için buhar makineleri kullanılabilir. Yalnız aşırı kullanımdan (camlardan buhar akacak kadar)kaçınılmalıdır çünkü bakteri, küf, akar gibi zararlı organizmaların ortamda artışına sebep olabilir. Ayrıca kışın oda sıcaklığının 24 dereceyi geçmesi durumunda nem oranı daha da düşerek kurumayı arttırabilir. Kışın da olsa evi sık havalandırmak hem nem dengesini korumak hem de ev havasındaki allerjen seviyesini azaltmak için iyi bir yöntemdir.

Burun tıkanıklığını gidermede izotonik serumlar, serum fizyolojik içeren damlalar ve spreyler veya tuz oranı daha yüksek okyanus suyu spreyleri kullanılabilir. Yakın zamanda burun nemlendiricisi olarak xylitol ve daha büyük çocuklarda hyaluronik asit içeren ürünler de kullanıma girmiştir. Bebeğin burnu özellikle beslenme ve uyku öncesi temizlenmelidir. Yalnız bu preparatlarda uzun dönem kullanımda mukozayı kurutucu etkileri olabilir. Burun bu çözeltilerle yıkandıktan sonra eğer hala tıkanıklık devam ediyor ve burun içi mukus giderilemiyorsa burun aspiratörleri kullanılabilir. Bunlar pompa şeklinde olan aspiratörler ve nefesle çalışan burun aspiratörleri olarak iki türlüdür. İkincisinde aspiratörün bir ucu bebeğin burnuna yerleştirilir, diğer uçta temizlik yapan kişinin ağzındadır ve nefesle bebeğin burun salgıları çekilir, bu metod pompaya göre daha etkilidir. Her iki metodla da bebeğin burun deliklerine zarar vermemeye dikkat edilmelidir, bebeklerin burun içi mukozaları çok hassas olduğu için zorlu temizlikler sonrası ufak kanamalar olabilir. Dekonjestan içeren spreyler ve şuruplar 2 yaş altında mümkün olduğunca kullanılmamalıdır.

 



Bazı anne adayları bebeğin hareketlerinin azlığından çeşitli korkulara kapılır. Bebek anne karnında ne zaman hareket etmeye başlar, günde kaç kere hareket eder? Anne? adayları bunları ne kadarını hisseder?

Anne adayları bebeğin az hareket etmesinden genelde hep şikayet ederler. Bazı anne adayları ise bebeğin hareketinin sıklığından aynı şikayeti dile getirir. Bazı anne adayları bebeğin gün boyu hareket etmesini bekler. Oysa anne karnındaki bebeğin hareketleri 20. Haftadan itibaren hissedilmeye başlanır. Bu haftadan sonra bebek anne karnında günde 100-150 arası hareket gerçekleştirir. Bu hareketlerin hemen hepsi anne tarafından fark edilecek nitelikte değildir. Bebeğinizin 28 hafta sonunda günde 15-20  hareketini hissediyorsanız bu onun gelişiminin gayet sağlıklı olduğunu gösterir.

HER İKİ İNANIŞ DA YANLIŞ

Anne karnında az hareket eden bebeğin sorunlu olduğu düşünülür ya da çok hareket eden bebeğin doğduktan sonra hiperaktif olacağı yönünde bir inanış daha vardır. Bu iki inanış da yanlıştır. Bebek hareketleri konusunda üçüncü yanlış da cinsiyete göre hareket sıklığının değiştiği yönündedir. Bu da gerçekten uzaktır.


Hayatın hangi evresinde olursa olsun ilk önce kendimizi tanıtarak başlarız yazılarımıza ve konuşmalarımıza.Maceram ebelik bölümüyle başladı. Sonra fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünü bitirdim. Çeşitli kişisel gelişim, egzersiz ve beslenme seminerlerine katıldım.2006 yılında Bursa Acıbadem doğumhane ve yenidoğan bölümünde başlayan serüvenim yıllardır devam ediyor.

Copyright by Green Web Digital Agency 2019. All rights reserved.

Mesaj Gönder
1
Merhaba size nasıl yardımcı olabiliriz?
Powered by